1 Ocak 2016 Cuma

Kırmızı Halılardan Geçirip Geçirip Durdum Kendimi

Bundan 4 yıl önce hayatımda ilk defa kendim için bir şey yapıyordum. O kadar çok hayalini kurmuştum ki oyunculuğun, en sonunda fırsat ayağıma gelmişti. Başka birine bürünmek, farklı bir karakterin içine girmek ve yaşamım boyunca bu iş için yaşamak istiyordum. Kimseden duymadım ama oyuncu olarak doğduğuma emindim. Doğuştan yetenekliydim de. 

İnsanların "büyüyünce ne olacaksın" sorusu büyüdükçe değişiyordu ama ben hep oyuncu olmak istemiştim. Kitaplar okuyor filmler izliyor bazen reklamlardaki oyuncuları bile taklit ediyordum. Öyle ya kapı kapıyı açardı. Önce bir reklamda oynasam ardından oradan biri beni keşfetse derken bir bakmışın kırmızı halıdayım.

Senelerdir sırf oyuncu olacağım diye sadece bunun için çalışmıyor yememe içmeme de dikkat ediyordum. Sonuçta hangi başrol oyuncusu çirkin olmuş ki? En son evime kırmızı halı aldım, annem delirdiğimi düşünmeye başladı. Ama öyle değil işte... kırmızı halıdan geçerken düşmek istemiyorum ben. Elimde ödül alır gibi yapıyordum bazen de. 

Tam 20 tane konuşma şekli hazırlamıştım, hepsi de ezberimdeydi. Hala hatırlıyorum ne saçma. Bir ajansa kayıt olmuştum. Bir yapımcı fotoğrafımı görmüş, "Bu kız hemen gelsin" demiş. Haberi duyduğum andan beri uyuyamamıştım. Bir ara içim geçmiş, dalmışım. Ağda yapacaktım su kaynattım işte heyecandan ocağı açık bırakmışım. Hayatımın hatasını yaptım o gün. Burnuma gelen kokuya uyandım. Ölebilirdim ah keşke ölseydim. Ya ne bileyim o kadar heyecanlıydım ki bir saniye öncesinde ne yaptığımı hatırlamıyordum. Sigarayı söndürdüğümü sanmışım. 

Nasıl olduysa ağda yapacağım gazetenin üzerinde kalmış. Ev bir an tutuşu verdi. Ben söndürmeye çalıştıkça alevler daha çok büyüyordu sanki. Bir yandan yangın diğer yandan gaz kokusu en sonunda olduğum yere yığılıverdim. Gözlerimi açtığımda suratımda kalın kalın sarılmıştı. İlk ne olduğunu anlayamadım. 

Doktorlar yüzümün yandığını ama gerekli müdahaleyi yaptıklarını söyledi. İz filan kalmazmış yani onlar da öyle düşünüyordu. Ben tam dört yıldır yüzümde kocaman bir yarayla dolaşıyorum. İlk erkek arkadaşım terk etti. Kendince bir bahane buldu, ben de sorgulamadım. Giden gidiyor yani dönsün diye çok bekledim. Yine giderdi gerçi, dönen hep gitmiştir çünkü. Ama çok ihtiyacım vardı ona o sıralarda. Sonra tek başına kalabilmenin tecrübesini yaşadım uzun bir süre. 

Kendimi insanlara yardıma adadım. Ancak böyle iyi hissedebiliyordum kendimi. Ben o zaman yardım kelimesinin ne büyük bir yalan olduğunu öğrendim. İnsanın kendi vicdanını tatmin etmesinden başka bir şey değildi. Bildiğim yerden gittim önce, körler! Evet görme engelli olmanın hayatta ne büyük bir zorluk olduğundan bahsediyordu. Yeryüzü karanlık olunca insan nasıl yaşabilirdi ki? Ne mevsimi bilebilirdi ne o yemeğin nasıl bir görünüşünün olduğunu. Hep duyuyordum. 

Karanlıkta diyalog vardı mesela. Bir saat mi ne karanlığın içinde dolaşıp görme engellilerin yaşadıklarını bir saatte olma tecrübe edebilme olanağını sunuyorlardı sana. Sonra "Ne kadar zormuş" deyip kendi hayatına dönüyordu millet. "Hayattan rengi alın geriye ne kalır ki" reklamlarını izliyordum mesela. Bunun üzerine filmler oluyordu, ödüllü mödüllü böyle. Ama bana sorarsan tüm körler mutluydu.

İnsanların tepkilerini görmeyen, tiksinç tavırlarına şahit olmayan hatta hiç olmamış insanlar bunun ne demek olduğunu bilmiyorlardı. Sonra saçmaladığımı düşündüm. Bence asıl korkunç olan bir insanın sağır olmasıydı. Benim hayatım hep gri bana ne dünyadan. Ben sesleri severim. Bir insanın sesi güzelse hiç yaşlanmaz mesela. Ya da ki en önemlisi müzik... İnsanın ruhuna dokunan dünyanın en güzel icadıydı bana sorarsan. Dinlemenin büyük bir erdem olduğunu düşünmüşümdür.

Ağzı olan konuşuyor zaten marifet dinleyebilmekte. Birinin derdine ortak olup hoş sohbette hayat. Yaşamı böyle şeyler değerli kılıyor. Böyle bakmaya başlayınca hayata işaret dilini öğrenmeye karar verdim. Oldukça da basitti. Şimdi hayatımda bir sürü sessiz insan var. Sessizlik içinde birbirimize o kadar çok şey anlatıyoruz ki bu bana çok tuhaf geliyor. Yüzüm mü? Bilmem unuttum gitti. Aynaya bakınca ben hala 4 yıl önceki halimi görüyorum. 

Mutluyum artık, belki de bu olay başıma gelmeseydi şöhret olma aşkına çok kötü şeyler yaşayacaktım. Bunları düşünüp kendimi iyi hissediyorum. Ben hayatta istediklerimi çok fazla istedim. Bazıları oldu bazıları olmadı ya da olur gibi göründü. Hayat sana inat bildiği gibi geldi ve ben de isyan etmek yerine önüme konulanları yemeye başladım. Bazen sıkıcı olabiliyor bu durum. Monotonluğa dönüştüğü zamanlar oluyor çünkü. 

Onu fark ettiğim anda kendime farklı şeyler buluyorum. En son şan dersi almaya başladım. Hayır hayır amacım müzisyen olmak değil olur mu da bilemem ama bunu yalnızca kendimi iyi hissetmek adına yapıyorum. Yaşamımda artık her şeyi iyi hissetmek adına yapıyorum. Bir kapı açılırsa ne ala açılmazsa da bekleyen olmadığımdan beni hiçbir şey üzemiyor. Bir ölüm var işte onu da beklemiyorum, geldiğinde olacak belli zaten.Ölümün ne olduğu belli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder