- Ömer Ömer aç kapıyı
- Erkencisin daha geç bekliyordum. Neyse ki şömineyi yakmıştım. Gir içeri, hadi iyisin sıcak şaraplar da hazır
- Dalganı geç sen. Millet peşimde
- 10 yıldır tanıyorum seni. Seni büyütenler hala tanıyamadıysa suç bende mi! Böyle bir şey yapacağın belliydi yine
- Tamam ya uzatma. Koy bir kadeh
- Al bakalım, yuh lan yavaş. Şarap dediğin usul usul içilir. Ayrıca Güney Afrika şarabı bu, kıymetini bil
- Höst, hasbama bak. Düğünümde bundan iyisi vardı
- Geri dön yavrum o zaman. Kapı açık
- Dönemem...
- Özlem senin derdin ne Allah aşkına. Kızım sen evlenecek hatun değilsin. Safari turuna çıkar gibi iki yılda bir evlenilmez ki
- Biliyorum. İyi ki varsın Ömer. Son anda kaçtım yine. Güvenemedim kendime
- Bu sefer ki bahanen neydi merak ettim
- Aslında bu sefer ki birden gerçekleşmedi. Uzun süredir bir şeyler içime sinmiyordu. Bak geçen yılbaşından bir gün önce kaynanama gittim. Yani eski kaynanama. Bir sürü yeni yıl hediyesi almış. Yardımcısına paketlemesini söyledi. Neyse sonra bazılarının içine faturalarını iliştirmesini söyledi. Şaşırdım.
Yardımcısı neden filan dedi. Neymiş efendim çok pahalıymış o elbiseyle o parfüm. İşte nispet için görsünlermiş. Yanlarında açınca "Ayyyy bak bizim hizmetçi akıl edememiş, hayatında hediye mi aldı. Valla kusura bakmayın" diye numara yaparmış. Ömer düşünebiliryor musun zihniyeti. İçtiğim kahveyi püskürtüverdim oracıkta
- Oha lan çok iyiymiş, zihne gel. İyi de kaynanasıyla yatağa girmeyeceksin herhalde. Sen kocana bak. Akıllı bilgili adam deyip duruyordun. Yedi kez üç dil bildiğini söyledin bana
- O da ayrı bir alem. Tamam bilgisine diyeceğim yok ama acayip ukala. İlk başlarda beni tavlamak için kurduğu cümleleri son zamanlarda küçümsemek için kullanır oldu. Ayrıca o dediğim yedi dili de aman aman iyi bilmiyor.
Her ülke gezen gittiğin yerin dilini bir haftada öğrenseydi beyne çip yerleştirmeli bilimkurgu filmlerinden eser kalmazdı. Ki o kadarda akıllı değilmiş meğer. Dünya siyasetini çok iyi bilirim diye geçinen insan kendi ülkesindeki milletvekillerinin adını bilmiyor
- Sen de düşündün taşındın. Nikah günü kaçmaya karar verdin yani
- Ya Ömer sen onlardan yana mısın benden yana mı?
- Kızım artık ayakların yere bassın. Ben kimseden yana değilim. Saçma sapan işlere girişiyorsun. Seni senden iyi tanıyorum. Evlenmiş olsan da bir ay katlanamazsın sen aile hayatına. Kızdığım nokta 5. kez masraf yapman, aileni umutlandırman.
Otuzuna yaklaştın diye daha da bir delirdin. Herkes evlenmek, çocuk yapmak zorunda değil. Aynı evde yaşa, dene biraz. Ya da amacın çocuksa amına koyayım boş ver. Evlatlık al. Bak dünyanın dört bir yanında annesiz babasız çocuklar var. Onlara kendi imkanlarınla bir gelecek sunabilirsin. Kendi bulmalısın artık Özlem.
Hayatta kalmak için birinin omzuna ihtiyacın yok. Sen bir bireysin, tek başına sokakta yürüyebiliyorsun, ellerinle çatal bıçak kullanabiliyorsun. Evlenmek dünyanın en saçma şeyi değil. Bunu iddia etmiyorum. Ancak herkese göre değil anlıyor musun? Ve o herkesten biri de sensin.
Yemişim evde kalmış kız kurusu triplerini. Onu diyenler kendi mutsuz hayatına baksınlar. Sıkıcı yaşamlarını renklendirmek için senin gibileri de kendilerine dahil etmek istiyorlar bu kadar. Mutsuzlar mutluları sevmez Özlem. Öyle bir yaşam yok kuzum benim. Hiçbir insanoğlu kendi mutsuz ama başkaları mutlu diye buna sevinmez.
Kendi hayalinin bir başkasında gerçekleşmiş olması herkesi çıldırtır. Şu toplum baskından bir kurtul artık. Ya da seyahate filan çık ne bileyim. Farklı yaşam şekilleri ve kültürler sana iyi gelebilir. En azından kafanı toparlarsın veya tam dağıtırsın. İkisi de yan etkisiz.
- Sanırım kendimi bulmalıyım gerçekten. Neyi istediğimden emin değilim.
- Aslında eminsin. Sadece isteklerinle yaptıkların çatışıyor.
- Korkuyorum Ömer. Evlenmek istiyorum bir yandan ama diğer yanımda buna inanılmaz karşı. Hatta çok aptalca geliyor. Birine ömür boyu katlanmak mı arkanı yaslamak mı? Bu sorularla beynimi kemiriyorum.
Kadınım, güzelim de biraz. Etrafımda sürü psikolojisiyle dolaşan midemi kaldıran sayısız zavallı erkekler var. Evlisi, sevgilisi olanı, sever gibi yapanı, daha iyisini bulduğunda yüzüme bakmayanı, kapatmasını yapmak isteyeni, becermek isteyeni, kıyafetlerimin ardında kalanları merak edenleri...
Bu kadar destursuz erkek varken korkuyorum anlıyor musun? Bu kadar riyakar insanın bir arada bulunduğu yerde arkadaş bile edinemezken bir dost neden edineyim? Otuzuma yaklaştım ve tek bir arkadaş edinebildim kendime. O da sensin ki seni bile kaç defa kalçalarıma bakarken yakaladım.
- Öhöö, güzeller ama fıstık
- Öf sus be, hemen cıvıklaşma. Ciddi bir şey anlatmaya çalışıyoruz şurada
- Hayatı ciddiye almazken ciddi bir şeylerden bahsetmek zor olmuyor mu?
- Laf mı sokuyorsun?
- Sokmamalıydım?
- Hayırdır oyun mu oynuyoruz
- "Etrafımdaki sürü psikolojisi" dedin az önce. Psikoloji kelimesini ne zaman öğrendiğini bile tam olarak bilmiyorsun. Ben de öyle, bir gün sohbet arasında söyledim. Şirin'den ayrılmıştım daha yeni. Kendime yabancı oldum aniden. Psikoloji ne lan? Benim psikolojim mi varmış dedim kendi kendime. Yaşadıkça insanın kelime dağarcığı genişliyor valla. Sen de öylesin. Hayatı mistek yapmış oynuyorsun bıdık.
- Hala dalga geçiyorsun ya inanamıyorum sana
- Bak ben dalga geçmiyorum. Sen geçiyorsun farkında değilsin. Buraya gelmeseydin kocan olacak o adamın ne halde olduğunu düşündün mü hiç. Geldiğinden beri hala tanımlayamadığın kendinden bahsediyoruz. Ani kararlarına lafım diyeceğim yok.
Keyfin bilir, istediğin gibi yaşayabilirsin. Lakin kalçası güzel küçük hanım, başkalarının hayatında dikiş tutmaz yaralar açarsan o zaman sıkıntı. Buna hakkın yok, haddin değil. Annesinden söz ettin. Hoş bir davranış şekli sergilememiş o aşikar. Fakat o konuma gelmek de belli bir zaman alıyor.
Çocukluğunu gecekonduda geçirmiş, tüm genç kızlığını bir kırmızı ruj ve parfüm yerine güzel kokan uyduruk kolonyalarla geçirmiş olabilir. Bilemezsin. Dinlemek lazım da insan pat diye de soramaz en nihayetinde.
- Ne öneriyorsun?
- Kendini serbest bırak. Bırak artık şu "Her genç kızın hayalinde bir gelinlik giymek, yavrusunu kucağına almak" laflarını. Sen onlardan değilsin. Bakış açın çok geniş. Fazla okuyorsun ve izliyorsun. İnsanları dinlemekten de çekinmeyen birisin, anlamaya çok açıksın, at gözlüklerin yok.
Dünyayı anlamadığını fark ettiğin anda konuyu kapat, uzatma. İyice karmaşık hale getirirsin. Bak beş kez denedin de ne oldu? Birilerini üzmekten başka bir şey yapmadın. Demek ki bu senin hayalin değil Özlem.
Hayalin olsa vazgeçmezdin, kırıldığını görsen bir daha denemezdin. Bu kadar basit aslında. Şimdi düşün bakalım. Kendinden çıkmadan önce kendini garantiye mi almalısın yoksa sence insan kendinden çıktıktan sonra zaten garantide değil midir?
- Vay be Ömer, bu lafa içilir
- Hadi oradan şapşal. Sana içmek için bahane olsun. Lafla ne ilgisi var. Yalnız var ya konuşurken nasıl da hepsini bitirmiş beleşçi
- Harbi şişe bitmiş, siktir ya
- Dolapta bir şişe daha var dur. Güney Afrika şarabı değil ama idare edeceksin artık
- Hahahah. Geçen öküzgözü müdür ne zıkkımsa bakkala gittim. Dedim bana köpek öldüren ver. Adam kahkaha attı karşımda utanmadan. "Sen Trois Couleurs üçlemesini izledin mi?" diye ezecektim sustum.
- Salaksın
- Ne ya öf
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder