Birileri "Ülkemiz ve Sığırlıkları" diye bir kitap çıkartsa yemin ediyorum hayatının dönüm noktasına ulaşır. Eleştiri oklarına hedef olacağı kesin ama en azından gerçek bir yaklaşım olacağı kesin. Son günlerde tecavüze uğrayan ve ardından yakılan bir kızımızın acısını yaşıyoruz.
Yaşamak demeyelim de tepkimizi koyuyoruz. Ya da onun gibi bir şey. Çünkü tam olarak ne yapmaya çalışıldığını anlamış değilim. İşin kötüsü bizim sebil milletimiz de farkında değil. Ama biliyor musun hep böyleydik. İnan olsun hep hem de. İletişimin her geçen gün daha kolay olduğu çağda iletişim kuramaz olduk.
Her bokumuzu cihazların eline vermekten beyin nöronları rezil rüsva olmuş vaziyette. Her zaman söylüyorum. Herkesin bir tarafı vardır. Tarafsız olan bertaraf olur. Bu konuda önce anlaşmalıyız. Ancak iş vicdana gelince bunu siyasete bulaştıramazsın. Ona bir cinsiyet yükleyemezsin. Eyvallah, Allah baba diye büyüyen insanlarız da artık olgunlaşmadın mı?
Çok acayip ya, bir kızcağız öldürülüyor hem de öyle böyle değil. Bıçaklanıyor, tecavüz ediliyor ardından nasıl bir hırs ise yakılıyor. Kodumun kavadı yakmak nedir amına koyayım. Bir kız göçmüş bu dünyadan ve nedeni bir sapık ruhlu bir varlık. O sapık da senin düşünme yetine kim ne yaptı?
Haberlere bakıyorum da, bu cenaze erkeklerin taşımayacağı kadar ağırmış. Erkekler asla dokunmamalıymış. Kadınlar eylem yapmışlar ve "Erkekler dışarı" diye bağırmışlar. Senin baban yok mu? Oğlun? Akşam eve kocan gelmeyecek mi? Seni siken de erkek pardon ama. Yani sen olayı çok başka başka anlamışsın.
Kendi adıma hiçbir zaman erkek düşmanı olmadım. Ki kendileri tarafından kapanması epey zaman alan yaralarım da olmuştur. Fakat bunu hep o kişiye yükledim. O ve ben yani bizim sorunumuz. Diğer erkekleri bilemem. Tüm dünyadaki erkekleri sevme potansiyelim olmayacağı gibi nefret etme gibi bir durumum da yok.
İnsan olarak herkesin hassas olduğu bir nokta vardır. Herkesin ama! Gezi eylemlerindeki polislerin bile...Sakin bir gün düşün, çocuğun teki yere düşüyor, ağız burun kan revan içinde. Onu görüp de "Dur ben de bir tekme atayım masuma" diye bir cümleyi kimse kurmaz. Her şeyin bir oluş biçimi vardır. Evet ooo bunu düşünürsek her olayı meşrulaştıralım o zaman demiyorum. Anlatmaya çalıştığım çok başka.Şimdi bu cinsiyet ayrımını merhametle bir tutan insanları bir kenara koyuyorum.
Bahsettiğim idam mevzusu. O kızın ailesinin idamı istemesi çok insani. Bu tavuk bile kesemeyen benim, kardeşimin ya da annemin kılına zarar geldiğini gördüğümde çıldırmam gibi. Ya da güzel bir günde kapıyı açtığım anda annemin tecavüze uğradığını düşünüyorum da...Yapacaklarım hayal gücüne sığmaz. Herkesin içinde cinayet işleme potansiyeli vardır. Ondan "Fotoğrafta katil gibi çıkmışsın" mavralarıyla kendini kandırma.
İşlenilen suç her ne olursa olsun idam asla bir çözüm değildir. İbret-i alem için bu adamları asıp sokaklarda dolaştırmak gerçekten caydırıcı mı sence? İnsan cinayet işlerken, "Şimdi ben bunun kolunu kessem ama kafası kalsa, ya da dur tecavüz edeyim ama yakmayayım veya bu kızı var ya kuru kuru sikerdim de idam var kodumun ülkesinde" diye diye işleyeceği suçtan vazgeçecek yani.
Çünkü insanlık dışı olaylarda herkes bu kadar detaylı düşünüyor zaten. "İnce eleyip sık dokumak" cümlesi gündelik yaşamın saçma sapan en gereksiz ayrıntılarında gizli. Bu tarz durumların hepsi bir anlık cinnet anı ya da kendini bilmeyecek kadar alkol veya uyuşturucu maddeler alınması sonucu kendini gösteriyor.
Bir kadın kocası tarafından "İnsan insana bunu yapmaz" dercesine gözü kapalı saldırıyor. İtin evladı hayvan gibi tekmeliyor garibi. Sen bu adama idam cezasını versen ne olacak vermesen ne olacak. O kafayla idam kimin umurunda. Aklı, vicdanı olan insan böyle bir şey yapar mı hiç? Asılan adamın sokaklarda dolaştırılması gibi bir fantezi, bir şehri el yordamıyla çirkinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
Sonra ne olur biliyor musun? Anneler babalar idam dönemlerinde çocuklarını sokaklara çıkartır. "Bak bu adam böyle böyle yapmış, işte cezasını bulmuş. Kötü olursan sen de böyle olursun." Al sana bir çocuğun iyi ve kötülükten ne anlaması gerektiği. Ben de insanım elbette bir yanım "Beter ol pezevenk" diyor.
Olaya tersinden bakalım o zaman. Senin açından yani. İdamı istediğimi varsayalım. Biliyor musun yine olmuyor. Valla sana bir şey diyeyim mi keşke ben de idam edilsem. Yeminlen lan! Valla bak, ölümüm bir çıt sesine bağlı olduğunu düşünüyorum da daha rahat yaşardım herhalde. Ne zaman ve nasıl öleceğim hakkında hiçbir fikrim yok. Belki aynı olay benim de başıma gelecek, belki boğularak canımı vereceğim. Ya da kör, sakat, felç artık çekerek ölmekten ne anlıyorsan yavaş yavaş hayatın güzellikleri elimden kayıp giderken bu dünyadan göçeceğim. İdam, işin kolayı.
Sen hala Kusursuz Cinayet, Temel İçgüdü filmlerinde kalmışsın. Bizim millet o kadar zekalı değil. Bir cinayeti kurgu haline getirecek kapasitesi yok. Hırsızlıkta olur bak. İnsan aç olmaya görsün. Öğrenci evlerinden çıkan buluşlar alay konusu. Doğu bölgesinde kaçak elektrik mizahını hiç saymıyorum. Ya da aylar öncesinden krokisi çizilen banka soygunları. En masum suçtur banka soymak. Bkz: Banka kurmak>Banka Soymak
Sen hala Kusursuz Cinayet, Temel İçgüdü filmlerinde kalmışsın. Bizim millet o kadar zekalı değil. Bir cinayeti kurgu haline getirecek kapasitesi yok. Hırsızlıkta olur bak. İnsan aç olmaya görsün. Öğrenci evlerinden çıkan buluşlar alay konusu. Doğu bölgesinde kaçak elektrik mizahını hiç saymıyorum. Ya da aylar öncesinden krokisi çizilen banka soygunları. En masum suçtur banka soymak. Bkz: Banka kurmak>Banka Soymak
Tecavüz tarzı suçlarda insanlara müebbet hapis verilmeli. Tek hücreli odalarda kalabilir insan. Ufak bir oda düşün, hayatın boyunca gördüğün sadece dört duvar. Duvarın üzerindeki kalitesiz badanadan ötürü oluşan küçük pıhtıları saysa valla net sayı verir bir gün sana. Arada diğer mahkumların arasına sokulmalı ama. Kendileri tutup herifi şişlemezlerse 'zaman', zevkli bir işkenceye dönüşebilir. Ve insanoğlu gariptir. Tüm bunlara rağmen yine de ölmek istemez.
Geçen yıl mıydı ne. Çok sevdiğim bir cümle vardı. "Madem bu kadar heveslisiniz ölmeye, ee öldürüverin kendinizi." Sorsan herkesin dilinde "Ölsem de kurtulsam valla" lakırtıları ama kimsenin geberdiği yok. Mahkumu da öyle. O yüzden hemen şişleme bebişim. Hayatı zindan et, yatağına girene kadar bileğine takılan kelepçeye benzemez o. Bir an önce bitsin şu zulüm der de, kimse bir mahkumdan daha iyi bilemez geçen saniyeleri.
Tüm bu yazılanlardan ne anlatmak istediğimden öte kendi anladığınla yetinenler olacaktır. Demek ki yazım amacına ulaşmış. Çünkü herkes anlamış olsa kendi kendime konuşmuş olurdum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder